Do it in French olarak, özellikle de dil söz konusu olduğunda, “yaparak öğrenmeye” gerçekten yürekten inanıyoruz.
Sınavların, yoğun eğitimlerin ve teslim tarihlerinin arasında işin aslını gözden kaçırmak çok kolay: Fransızca dediğin de sonuçta sadece bir dil.
Düşünsene, insanlar tarihin en başından beri dili topluluk içinde örgütleyip kullanıyor; çünkü bir arada bir şeyler yapmaları gerekiyor. Ta baştan beri tek derdimiz buydu: paylaşmak, bağ kurmak, el ele birlikte bir şeyleri başarmak. Dil de işte tam olarak bunu yapmamızı sağlayan bir araç.
Yeni bir dil öğrenirken aracı amaçtan ayıramazsın: Fransızca konuşma becerini ancak Fransızca bir şeyler yaparak geliştirirsin.
ÇALIŞMAK İLE KONUŞMAK AYNI ŞEY DEĞİL
Buraya dikkat!
Derste yaptığın şey çok değerli: Fransızcayı keşfediyor, üzerine kafa yoruyorsun. Denemeler yapıyor, işin nasıl yürüdüğünü çözüyor, geri bildirim, yönlendirme ve cesaret alıyorsun. İşte bu “çalışmak”.
Ama çalışmak ile konuşmak birbirinden ayrı ancak birbirini tamamlayan iki şey.
Senden odağını biraz kaydırmanı istiyoruz: Fransızca öğrenmek, subjonctif kipini kusursuz ezberleyip sıralamak değil; onu gerçekten kullanmak, her gün, defalarca Fransızca bir şeyler yapmak demek.
“Aman, bu kadarı bana fazla gelir” mi diyorsun?
Merak etme, zaten hepimiz yeterince meşgulüz (selam, yetişkin hayatı, beni özledin mi?). Mesele günlerine bir de Fransızca eklemek değil; hâlihazırda yaptığın bazı işleri Fransızcaya çevirmek. Hatta bu konuda şu yazıyı da okumak isteyebilirsin: “Hayatına Fransızca eklemeyi bırak”.
Bir de tüm bu Fransızca aktivitelerini kolayca takip edebileceğin bir sisteme ihtiyacın var: işte SERUM Puan Sistemi tam da bunun için yaratıldı.
S.E.R.U.M. PUAN SİSTEMİNİN YOL GÖSTERİCİ İLKELERİ
Fransızca aktivitelerinin hem etkili hem de kalıcı olması için şu beş özelliği taşıması gerekiyor:
S: Social (Sosyal)
E: Enjoyable (Eğlenceli)
R: Repetitive (Rutin)
U: Unavoidable (Kaçınılmaz)
M: Mixed (Muhtelif: hem alımlama hem üretim)
Fransızcanı taze tutacak temel reçete bu!
Hayatına Fransızca aşılamak için ihtiyacın olan iksir bu!
Takip edeceğin ana kural ise şu:
Fransızca yaptığın her aktivite bir “Fransızca dokunuşu” sayılır.
Gün boyunca bu dokunuşları biriktirdikçe kazanırsın.
“Peki kaç dokunuş?” diye soruyorsun, değil mi?
Bu tamamen sana bağlı: öğrenip kendini geliştirmeye mi çalışıyorsun, yoksa mevcut seviyeni korumaya mı?
HADİ İŞİN İÇİNE DALALIM!
Şu an eğitim alıyorsan:
Öğrenme aşamasındayken her gün 5 ve üzeri dokunuşu hedeflemeni öneririm.
Çok mu geldi? Sakin ol, biraz kolaylaştıralım:
Bazı aktiviteler iki kere sayılır!
bir saatlik birebir ders,
her türlü sözlü etkileşim.
Üstelik senin için baştan planlanmış dokunuşların da var: merhaba, ödev!
Üstüne, pek çok aktiviteyi günlük hayatına sıkıştırmak hiç de zor değil.
Seviyeni korumak istiyorsan:
O verbes, pronoms compléments ve subjonctif derken ne emekler verdin ama değil mi? Şimdi bütün bunları elden kaçırmak gerçekten yazık olur. Çünkü ilgilenmeyi bırakırsan bu bilgi uykuya dalar, pasifleşir; ihtiyacın olduğunda yeniden uyandırması da sandığından çok daha zor olur.
Dahası, sen de (geri dönen pek çok öğrenci gibi) büyük ihtimalle kendinde bir kusur aramaya başlarsın:
“Galiba ben dil işine yatkın değilim” dersin, ya da suçu fazlasıyla üstlenirsin: eğitimin bittikten sonra her gün Fransızca konuşulan bir ortamda yaşamıyorsan, senden Fransızcanı eğitimdeki kadar keskin tutmanı beklemek zaten haksızlık olurdu. Hatta dürüst olalım, düpedüz saçmalık olurdu.
Ama merak etme, hasarı pekâlâ en aza indirebilirsin.
Bu kısır suçluluk ve utanç döngüsüne hiç girmemek için, sana güzel SERUM rutinleri kuralım ve her gün en az 3 dokunuşu hedefleyelim.
Hadi, sen yaparsın!



