…onun yerine, hayatından birkaç alan seç ve onları olduğu gibi Fransızcaya çevir!
Hemen açıklayayım.
Öğrenciler bana sürekli, hayatlarına daha fazla Fransızca katmak için neler yapabileceklerini soruyor. Bunda yanlış bir şey yok elbette: Bu sorunun ardındaki merakı ve o tatlı aciliyet duygusunu çok seviyoruz ve asla kaybetmeni istemiyoruz!
Ama yetişkin olunca hayat zaten hepimiz için yeterince yoğun: İş, aile, sosyal sorumluluklar, bir yandan sağlıklı kalmaya bir yandan da aklını korumaya çalışmak… -tabii bir de ataerkilliği yıkıp ırkçılığı tuğla tuğla söküp atma görevini de unutmadan…
On est occupé.e.s, ok! (Yani, meşgulüz be kankacım!)
Haftada bir Fransızca film izlemek, ayda bir Fransızca kitap okumak, frankofon arkadaşlar edinmek… hatta şu ödevleri yapmak gibi güzelim kararlarımızı tutamayacak kadar meşgulüz.
Derken zaman akıp gidiyor ve bu güzel niyetler giderek suçluluğa dönüşüyor: Fransızca aldığın o kitaba gözün takıldığında içine bir burukluk çöküyor, İngilizce bir dizinin karşısında keyif çatarken kendini suçlu hissediyorsun… ve yavaş yavaş “ben asla frankofon olamayacağım” diye düşünmeye başlıyorsun.
Oysa bunun sebebi gayet basit: senin zaten bir hayatın var! Bir de sıfırdan, Fransızca ikinci bir hayat kurmana hiç gerek yok!
Kendine yüklediğin bütün o Fransızca eklentiler sana yapay geliyorsa, sebebi gerçekten yapay olmaları. Yabancı gibi duruyorlar; oysa biz tam tersini istiyoruz: Fransızcayı yabancı bir dil olmaktan çıkarıp tanıdık bir dile dönüştürmek istiyoruz!
Bir şey sana ne kadar yapay gelirse, sende de o kadar az tutunur.
Asıl yapman gereken şey, zaten yaptığın o sıradan, tanıdık işleri Fransızcaya çevirmek.
HAYATINDAN BİRKAÇ AKTİVİTE SEÇ VE ONLARI FRANSIZCAYA GEÇİR
Bu aktiviteler zamanla sınırlı, tekrar eden belirli bir bağlamı olan işler olmalı. Yani yapmaktan keyif aldığın ve zaten düzenli olarak yaptığın şeyler.
Futbol mu seviyorsun? Gelecek sezon frankofon bir takımı takip etmeye başla!
Şarkı söylemeyi mi seviyorsun? Frankofon bir sanatçı bul ve tüm albümlerini dinle!
Yemek yapmaktan hoşlanıyor musun? Bir dahakine Fransızca bir tarif dene!
Yemeksepeti’nden vazgeçemiyor musun? Tarayıcıdan aç ve siteyi Fransızcaya çevirerek sipariş vermeyi dene!
Spor yapmayı mı seviyorsun? Antrenman programını Fransızcaya çevir!
Insta, TikTok ve YouTube’da saatler mi geçiriyorsun? Ayarları Fransızcaya al, bir iki Fransızca video izle ve gerisini algoritmalara bırak, senin için çalışsınlar!
Meditasyon mu yapıyorsun? Evet, Fransızcası da var, hiç merak etme.
Velhasıl, kendi dilinde yaptığın her ne varsa… bir frankofon aynısını Fransızca yapıyor!
Do it in French İstanbul olarak şuna gerçekten inanıyoruz: Fransızca öğrenmenin en iyi yolu, frankofon olmaya çalışmaktan geçer. Frankofon olmak içinse, Türkçe yapacağın işleri alıp onların yerine Fransızcasını koymalısın!
FRANKOFON OLMAK
İşin biraz daha içten yanına gelelim: Fransızca öğrenmeyi, dışarıda bir yerde durup ulaşmaya çalıştığın o ideal olarak değil; kendini bir frankofona dönüştürmek olarak görmeye başla.
Her şey içeriden başlıyor!
Bir dil öğrenmek kişiyi derinden dönüştüren bir deneyim olduğu için, mecburen kalbinde de bir yeri olmak zorunda.
İnsan, Fransızca dersinde haftada bir kez yapay biçimde inşa edilerek iki dilli olmaz. Yani şunu demek istiyorum; orada dili ve kurallarını öğrenirsin ki bu da elbette önemlidir.
İnsan, cuma akşamına bir salsa kursu ya da haftalık programına bir yapay zeka eğitimi ekler gibi Fransızca “ekleyerek” de iki dilli olmaz.
Çünkü sen salsaya dönüşmüyorsun, yapay zekaya dönüşmüyorsun, Fransız kültürüne ve bakış açısına sahip bir insana dönüşüyorsun.
İki dil konuşan, iki dilde kendini ifade eden, iki dilde var olan bir kişiye dönüşürsün. İçinde yaşadığın gündelik hayatın da bu dönüşüme alan açması gerekir. İşte bu yüzden ona yer açmak şart.
Frankofon olmak için, Fransızca var olmaya başlamalısın.
Bence en iyisi, tek bir aktivite seçip onu birkaç hafta boyunca Fransızca yapmaya karar vermekle başlamak. Birkaç hafta sonunda kendini çok daha rahat hissedeceksin ve o zaman hayatından başka bir aktiviteyi de Fransızcaya çevirmeyi isteyeceksin.
FRANSIZCAYLA GÜNLÜK TEMAS NOKTALARI
Yavaş yavaş, önce haftana, sonra da bütün gündelik hayatına Fransızcayla iki üç temas noktası serpiştirebilirsin. Mesela: Sabah haberlerini Fransızca okumak, frankofon bir iş arkadaşına telefonda Fransızca yanıt vermek, akşam yemeğini yaparken tarifi Fransızca takip etmek.
İşin sırrı, dille kurduğun günlük temas noktalarını çoğaltmakta.
Kafanda bir ölçü olsun:
Her gün üç Fransızca temas noktası, B seviyesine ulaşmanın hedefidir.
C seviyesine ulaşmak içinse biraz daha kendini aşman gerekir: Günde 5 ila 7 temas noktasını hedeflemelisin!
BİR DE BONUS: Bu yöntem, hayatındaki insanlarla da harika işliyor.
Frankofon arkadaşlarını bir düşün: mutlaka bir iki tane vardır!
Onlara en cıvıl cıvıl, en acemi Fransızcanla bir mesaj at; bundan böyle onlarla yalnızca Fransızca yazışacağını, onların da sana gönül rahatlığıyla Fransızca yazabileceğini söyle.
1. Seninle resmen gurur duyacaklar!!
2. Dostluğunuzda yepyeni bir seviye açıldı bile.
3. Şu sıralar Fransızca öğrenen iki arkadaşımla tam da bunu yapıyorum ve ne kadar yol kat ettiklerini görmek bana saf bir mutluluk veriyor!
Yeterince rahatladığında ise, bir gün gelip onlarla gerçek hayatta, yüz yüze sohbete atılmaya karar vereceksin!
Böyle bakınca, frankofon olmak o kadar da fena değilmiş, değil mi?


