Eğer bu konuya bakışını bir önceki yazımızda biraz da olsa değiştirdiysen (bkz. 6 yaşındaki bir çocuk gibi konuşuyorum! Ya da “Fransızcadan korkmayı nasıl bırakırsın?”), şimdi sıra pratiğe geldi.
Hadi, bir dene bakalım!
FRANSIZCAYI, KENDİ SEÇTİĞİN İLİŞKİLERİN İÇİNE TAŞI!
Fransızca konuştuğun tek insanlar sabırsız iş arkadaşların, seni pek de dinlemek istemeyen züppe bir garson ya da sana vakti olmayan kasiyerlerse, bu dille huzurlu ve mutlu bir birliktelik kurman gerçekten zorlaşır. Eh, çoğu Fransızca konuşulan ülkede de aşağı yukarı bunlar yaşanır, duymuşsundur.
Ama bir de etrafına şöyle bir bak: belki seninle pratik yapmaya seve seve razı olacak bir arkadaşın ya da kendisi de gelişmek isteyen yeni birileri vardır?
İşte birkaç işe yarar ipucu:
1. Kendine nazik, seni seven ve zaten birlikte vakit geçirmekten keyif aldığın birini seç. Mesele yeni bir ilişki kurmak değil; var olan bir ilişkiyi alıp onu Fransızca yaşamak. Bu arada şunu da oku: Hayatına Fransızca eklemeyi bırak.
Yalnızca tek bir kişiyle başla ve bu işe sıkı sıkı sarıl! O kişi senin Truva Atın, yani frankofon dünyaya açılan giriş biletin. Ona hemen bir mesaj at ve bundan böyle onunla sadece Fransızca konuşacağını resmen ilan et. Mesajlarla başlayın, ardından konuşarak devam edin. Ne kadar işe yaradığını görünce ikiniz de şaşıracaksınız!
Hadi, şimdi hemen yap bunu.
Şunu da aklının bir köşesinde tut: henüz tam hâkim olmadığın bir dilde seninle konuşmak, arkadaşın için biraz fazladan zihinsel emek demek. Kelimelerini özenle seçmesi, temposunu yavaşlatması gerekecek…
Ama seni seven biri bunu hiç düşünmeden, gözünü kırpmadan yapar!
Ufak bir ipucu: Onları görmeye giderken yoldan bir baklava ya da şöyle çilekli bir matcha latte kap, güzel başlarsa öyle de devam eder.
Fransız ya da iyi derecede Fransızca bilen bir arkadaşın yok mu? Bunu senin için yapacak kimseyi bulamadın mı? Ya da sormaya mı çekiniyorsun?
O zaman İstanbul’da yüz yüze buluşan Konuşma Kulübümüze göz at; yakında açılacak gruplardan haberdar olmak için bültene kaydol, bizden haber bekle.
HÂLÂ KORKUYOR MUSUN?
2. Telefonunun arkasına saklan! Yüz yüze olmayan bir sohbetle başla ve Fransızca mesajlaş!
Mesajlaşmanın en güzel yanı şu: neredeyse canlı bir sohbet gibi, ama yazıp bozabiliyorsun, akışın hızını kendin ayarlayabiliyorsun ve bütün bunlar hiç sırıtmıyor. Üstelik mesajlar sana, daha sohbetin tam ortasındayken bir kelimeyi ya da bir fiilin çekimini hızlıca araştıracak zamanı da tanıyor.
Bu işte iyileştiğini hissetmeye başladığın an, yüz yüze konuşmayı da deneyeceksin.
3. Küçük parçalara böl! İşe kısa zaman dilimleriyle başla.
Orta-A seviyesi için Fransızca 10-15 dakika bile başlı başına bir meydan okumadır emin ol! B öğrencileri 30-40 dakika dayanabilir; C öğrencileri ise kendini bir saat ya da daha fazlası için zorlayabilmelidir.
Daha 5 kilometre koşmamışken kimse senden maraton koşmanı beklemez. Zamanını akıllıca kullan ve kendini fazla zorlamaktan kaçın.
4. Böl ve yönet! Küçük bir grupta pratik yapmak ilk başta sana çok daha kolay gelebilir.
İki kişilik bir sohbette, karşındakinin bütün dikkati senin üzerinde toplanır ki bu bazen fazla bunaltıcı olabilir! O yüzden yükü paylaşmak önemlidir: 2 kişiyseniz, sohbetin yükünün yarısı senin, yarısı onun olur. 3 kişiyseniz, her birinize sohbeti sürükleme görevinin üçte biri düşer.
İşte böyle bakınca olay birden daha ulaşılabilir görünür.
Cesaret! Özgüven! Biraz da girişimci bir ruh!
Bunu beraber başaracağız!


